Sponsor Bağlantılar


Atatürkün Tarım, Ekonomi ve Sanayi Alanındaki Yenilikleri (İnkilapları)


Sponsor Bağlantı

Atatürkün Ekonomi ve Tarım Alanında Yaptığı Yenilikler

Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK Tarafından Tarım Alanında Ekonomik Alanında ve Sanayi Alanında Yapılan Değişiklikler ve İnkilapları Sizlere Konumuz İçinde Kısaca Açıklamak İstiyoruz. Osmanlı Devletinin Son Dönemlerinde Ülke Her Alanda Olduğu Gibi Tarım, Ekonomik ve Sanayi Alanında Dünya Ülkelerinin Oldukça Gerisinde Kalmış Ülke İlkel Tarım Metotları dışında Tarım alanında faaliyet gösterememiş Endüstriyel Tarım Yok Denecek Bir Durumdaydı. Sanayide İse Yok Dersek Hata Etmiş Olmayız. Ulu Önderin Türkiye Cumhuriyetini Kurmasıyla Bu Durum Köklü Şekilde Değişmeye Başlamış ve Her Alanda Olduğu Gibi Tarım, Ekonomi ve Sanayi Alanındada Yenilikleri İmza Atılmıştır.

Atatürkün Tarım Alanında Yaptığı Yenilikler (İnkilaplar)

atatürk ve tarım,Atatürkün Tarım inkilapları,yenilikleri

Tarım alanında yapılan yenilikler hakkında bilgi
Atatürkün Tarım alanındaki yenilikleri

Tarım Alanında Yapılan Reformlar (Cumhuriyet Döneminde Yapılan Tarım Reformu)

● Köylünün durumunu iyileştirmek için ilk tedbir onu parasal yönden rahatlatmaktı Osmanlı maliyesinin en sağlam geliri ürün üzerinden peşin olarak alınan Aşar vergisi idi Köylünün bu ağır vergiyi vermeye çoğu kez gücü yetmez, ezilir, bunalırdı Hatta bu yüzden bazen köylünün evini barkını bırakıp kaçtığı bile olurdu İşte Cumhuriyet rejimi cesur bir karar alarak 1925 yılında aşar vergisini kaldırdıdevlet bunları yapmakla çok önemli rakamlara varan gelir kalemlerinden vazgeçiyorduAncak bu uzun sürede olumlu sonuçlar getirdiKöylü rahatlayınca tarımsal üretim de arttı Öyle ki tahıl üretimi dört katına çıktı

● Bundan sonra köylüye ucuz kredi vermek gerekiyordu Makine tohum ve benzeri ihtiyaçlarının giderilmesi için bu önemliydi Bu amaçla Ziraat Bankası’nın imkanları arttırıldı Tarım Kredi Kooperatifleri kurulduBu sayede köylüler bir araya gelerek ürünlerini değerlendirme imkanı bulmuşlardır Böylece ürettikleri mahsullerin aracılar elinde ucuza ve değerinin altında satılması önlenmiştir

● Tarımsal üretimi arttırmak için başka tedbirler de alınmıştır Köylülere ucuz tohum sağlanması, tahılların depolanması, tarımsal hastalıklarla mücadelede büyük adımlar atılmıştırAyrıca bilimsel araştırmalar da yapılmış, bu amaçla Ankara’da ileride fakülte statüsü kazanacak olan Yüksek Ziraat Enstitüsü kurulmuşturBu sayede bilimsel araştırmalar sonucunda hem tarımsal üretim artmış hemde yeni ürün türleri ortaya çıkmıştır

● Yine bu dönemde Atatürk kendi kurduğu çiftliklerde çeşitli yöntemlerin denemelerini yaptırmış bu çiftlikler tarımsal kalkınmanın simgesi olmuştur

Diğer taraftan topraksız köylünün üretim yapabileceği alanlara kavuşması tarımsal gelişmeyi canlandıran etkenlerdendir(Özellikle Batı Avrupa Ülkeleri kalkınmaları sırasında toprak reformunu gerçekleştirmişler bu sayede tarımla birlikte özellikle tarıma dayalı sanayi de büyük bir gelişme göstermiştir)

Atatürk sağlığında özellikle toprak reformunu gerçekleştirmek için çok uğraşmıştır Hatta 1929’da bazı bölgelerde topraksız çiftçiye toprak dağıtılması hakkında kanunlar çıkarılmıştır Ancak başlatılan bu reformlar sonra hak ettiği gibi devam ettirilememiş geniş kapsamlı bir toprak reformu yapılamadığı için ülkemiz tarım alanında üretimden gelen gücünü ortaya hak ettiği gibi ortaya koyamamıştır

Cumhuriyet Döneminde Yapılan Tarım Reformu

Tarımsal üretimi arttırarak vatandaşı daha iyi beslemek, bu etkinliği geliştirerek gelir sağlayıcı bir duruma getirmek her şeyden önce köylünün yaşama biçimini düzeltmekle mümkün olabilirdi Devletin ekonomik yapısı ilk planda tarıma dayalı olduğundan bu bir zorunluluktu

Atatürk tarımın önemini şöyle dile getirmiştir: “Dünyada fetihlerin iki aracı vardır: Biri kılış öbürü saban zaferin aracı yalnız kılıştan ibaret olan bir millet bir gün girdiği yerden kovulur, aşağılanır, sefil ve perişan olurKendi memleketinde bile tutsak ve mahkum durumda kalabilir Onun için gerçek fetihler yalnız kılıçla değil sabanla yapılanıdır Milletleri vatanlarında yetiştirmenin aracı sabandır Saban kılıç gibi değildir Kılıç kullanan kol çok geçmeden yorulduğu halde sabanı kullanan kol zaman geçtikçe daha çok sahibi olur Eğer milletimizin çoğunluğu çiftçi olmasaydı bu gün dünya üzerinde bulunmayacaktık Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını derhal birlikte verelim: Türkiye’nin gerçek sahibi gerçek üretici olan köylüdür O halde herkesten daha çok refah mutluluk ve zenginliğe layık olan köylüdür” Atatürk böylece yüzlerce yıl horlanan ezilen köylülere gerçek değerini vermektedir Bunun da sonucu tarımsal üretimin arttırılması olacaktır

Atatürkün Ekonomi Alanında Yaptığı Yenilikler (İnkilaplar)

atatürk ve ekonomi,atatürk ve ekonomi inkilapları,atatürk ve ekonomi yenilikleri

Atatürk’ün ekonomi alanında yaptığı yenilikler nelerdir?
Atatürk’ün ekonomi alanında yaptığı inkılapları

Atatürk’ün Ekonomi Alanında Yaptığı Yenilikler

EKONOMİK ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR
Osmanlı İmparatorluğunun gerilemeye başladığı zamanlardan itibaren devamlı yenilgilerle neticelenensavaşlar yüzünden çok sarsılan ekonomisini, Trablus, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları ile Kurtuluş Savaşı büsbütün sarsmıştı.

Mal, para, insan gücü, teknik vasıtalar ve uzmanlar, ulaşım (Demiryolu olarak, Haydarpaşa – Bağdat demiryolu ile Batı Anadolu’da bazı demiryolları vardı. Onların yapımında da yabancıların özel çıkarları rol oynamıştı) itibariyle zaten zayıf olan ekonomik kaynaklar hemen hemen kurumuştu. Yerli sanayimiz yok denecek kadar cılız ve ilkeldi. Bu sebeple sanayi ürünleri yönünden tamamen dışarıya bağlı idik.

Türkiye’nin en başta gelmesi gereken tarımı da araçların iptidaiiliği ve yalnız tabiat ve iklim şartlarına bağlı olacak kadar yoksulluğu sebebiyle aşağı yukarı aynı durumda idi. Maliye işleri de bozuktu.

Devlet gelirlerinin önemli bir kısmını fakir köylünün tarım ürünlerinin % 1O’unun para karşılığı olan ve aşar adı verilen vergi sağlardı. Bu Ortaçağ tipindeki vergi mültezim denilen kisiler tarafmdan, üstelik Devletin de yardımı ile, toplandığı için köylüyü sömürücü, geri bir vergi sistemi idi.

...

Devlet gelirlerinin bir kısmı, Düyun-u umumiye denilen dış borçlara gittiği, modern bir vergi politikası olmadığı için Devlet hazinesi fakirdi. Dışa bağlı bir ekonomi ve kapitülasyonlardan faydalanan yabancı sermaye yüzünden, pek düşük de olsa, milli gelir dışarıya akıyordu. Sermaye birikimi yoktu.

Ziraat Bankası ve Emniyet Sandığı dışında milli Bankalar da kurulmamıştı. Hatta Devletin para işleri yabancılar tarafmdan kurulan ve merkezi Avrupa’da bulunan Osmanlı Bankası tarafından yürütülüyordu. Azınlıklar dışında, sağlam bir tüccar sınıfı yoktu. Olağanüstü bin bir fedakarlıklara mal olan Kurtuluş Savaşı bu ekonomik durumu daha da ağırlaştırmıştı. Her şeye hemen hemen sıfırdan başlamak gerekiyordu. Atatürk zamanındaki ekonomik politikası Atatürk Anadolu’da Milli Devletin kurulmasından, Kurtuluş Savaşının zaferle neticelenmesinden, Lozan Barışının sağlanarak Cumhuriyetin ilanından sonra sıranın ekonomik kalkınmamızın, bunun için de ekonomik bağımsızlığımızın gerçekleştirilmesine geldiğine haklı olarak inanmakta idi.

Bu hedefe ulaşmak için gerekli çareleri, uygun ekonomi politikasının esaslarını tesbit etmek üzere İzmir’de bir İktisat Kongresinin toplanmasını istedi. 17 Şubat 1923 günü çiftçi, işçi, tüccar ve sanayici temsilcileri olarak 1135 kisinin katıldığı 15 gün süren kongrenin açılışında uzun bir konuşma yapan Atatürk şöyle söylüyordu: «Arkadaşlar, sizler doğrudan doğruya milletimizi teşkil eden halkın sınıflarının içinden geliyorsunuz ve onlar tarafından seçilmiş olarak geliyorsunuz.

Bu itibarla memleketimizin milletimizin halini, ihtiyacını ve milletmizin emellierini ve elemlerini yakından biliyorsunuz… Sizin söyleyeceğiniz sözler, alınmasının lüzumunu beyan edeceğiniz tedbirler doğrudan doğruya halkın lisanından söylemiş gibi telakki olunur… Halkın sesi hakkın sesidir… Kılıç ile fütuhat yapanlar, sapanla fütuhat yapanlara mağlüp olmaya ve binnetice yerlerini terk etmeye mecburdurlar. Nitekim Osmanlı Saltanatı da böyle olmuştur… Kılıç kullanan kol yorulur, nihayet kılıcı kınına koyar ve belki kılıç o kında küflenrneye, paslanmaya mahkum olur. Lakin sapan kullanan kol gittikçe daha ziyade kuvvetlenir ve daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa malik ve sahip olur…» Atatürk’ ün devletçilik görüşünden daha önce bahsederken belirttiğimiz gibi, 0 bu sözleri ile de milli bağımsızlığın temelinin ekonomi olduğunu anlatmak istiyordu.

Kongrenin ilk yaptığı iş «Türk milletinin kan dökerek sahip olduğu milli bağımsızlık prensibinden hiç bir şekilde fedakarlık yapmıyacağını, ekonomik kalkınmamızın bu bağımsızlık içinde sağlanacağını, siyasi bağımsızlık gibi ekonomik bağımsızlığın da esas olduğunu» açıklayan bir «İktisadi Misak» yani İktisat Andı kabul etmesi olmuş ve uzun tartışmalardan sonra alınması gerekli ekonomik tedbirleri tesbit etmiştir. Bu tedbirlerin başlıcaları vergi sisteminde reform yapılması, kredi müesseselerinin düzenlenmesi, ulaştırma meselesinin çözümlenmesi, işçilerin hayat şeklinin düzeltilmesi, topraksız çiftçiye toprak verilmesi, tarımın ilkel usullerden kurtanlması, ticari spekülasyonlara mani olunması, yeraltı servetlerinin tesbiti ve işletilmesi, sanayiciye giimrük himayesinin sağlanması, ekonomi ve ticaret işlerini düzene koyacak kanuni tedbirlerin alınması idi.

Ekonomik politikanın uygulanması, ekonomik reformlar: Mahiyetini belirttiğim ekonomik politikayı uygulamak üzere, iki dönemde çesitli ekonomik alanlarda yapılan başlıca reformlar şunlardır:

Atatürk’ün Sanayi, ticaret ve maliye alanında yapılan inkılapları
Atatürk’ün madencilik alanında yaptığı inkılapları
Atatürk’ün tarım alanında yaptığı inkılapları
Atatürk’ün ulaşım alanında yaptığı inkılapları
BAYINDIRLIK ALANINDA GELİŞMELER
SANAYİ ALANINDA GELİŞMELER
TARIM ALANINDA GELİŞMELER
TİCARET ALANINDA GELİŞMELER

Atatürkün Sanayi Alanında Yaptığı Yenililer (İnkilaplar)

Atatürkün Sanayi Alanında Yaptığı Yenilikler Türkiye, çeşitli sanayilerin kurulabileceği ve gelişebileceği her türlü ham madde kaynaklarına sahip bulunuyordu. Bu nedenle Türkiye’de milli ve modern bir sanayi kurulmalıydı. Atatürk sanayileşmenin gerekliliğini şu sözlerle ifade ediyordu:

Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük-küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan müdafaası olmak üzere, mahsullerimizi kıymetlendirmek ve en kısa yoldan, en ileri ve refah seviyesi yüksek Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zarurettir.”

Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayileşmeyi gerçekleştirebilmek için özel sektör yeterli sermayeye ve deneyime sahip değildi. 1924’te ulusal sermaye birikimini sağlamak amacıyla Türkiye İş Bankası kuruldu. 1929 yılına kadar kurulan banka sayısı 27’si yöresel olmak üzere 29’u buldu. Büyük sanayi tesislerinin kurulması işi devlet tarafından üstlenildi. Bununla beraber devlet, özel sektöre bırakılan sanayi alanında faaliyetleri de korumayı prensip olarak kabul etti.

Belirlenen kararlara göre düzenlenen sanayi programının başlıca konuları şöyleydi

1-Mevcut sanayi tesislerini korumak ve yenilerinin yapılmasını teşvik etmek.

2-Ülkenin ihtiyaç duyduğu büyük sanayi tesislerini devlet eliyle kurmak.

3-Sanayi için gerekli elemanları yetiştirmek amacıyla teknik öğretim okulları açmak.

Osmanlı Devleti zamanından cumhuriyet yönetimine kalan yıpranmış haldeki sanayi tesislerini kullanılır hale getirmek ve işletmek için 1925’te Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu. Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası, özel sektöre kredi vermek, devlete ait olup da kendisine devredilecek fabrikaları işletmekle görevlendirildi. Daha sonra bu banka adını Sümerbank adını aldı. Sümerbank bünyesinde kurulan çimento fabrikaları ve demir çelik tesisleri zamanla bağımsız bir kuruluş haline geldi. 1925’te şeker fabrikaları için özel teşvik ve imtiyazlar getiren bir kanun kabul edildi. Alpulu ve Uşak şeker fabrikaları kuruldu.

28 Mayıs 1927’de Teşvik-i Sanayi Kanunu (Sanayiyi Özendirme Kanunu) çıkarıldı. 1929 Dünya ekonomik bunalımının Türkiye’yi de etkilemesi üzerine 1933’de planlı ekonomiye geçildi. Birinci Beş yıllık kalkınma planı (1933-1938) uygulandı. Yurdun çeşitli bölgelerinde fabrikalar açılarak kalkınmada bölgeler arası bir denge kurulmaya çalışıldı. 1935’te yer altı kaynaklarını işletmek ve elektrik santralleri kurmak amacıyla Etibank,maden aramak ve bulmak içinde Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) kuruldu.

1938’de çıkartılan İkinci Beş yıllık Kalkınma Planı ise İkinci Dünya Savaşı’nın olağanüstü koşulları nedeniyle uygulamaya konulamadı.

Atatürkün Tarım, Ekonomi ve Sanayi Alanındaki Yapmış Olduğu Yenilikleri (İnkilapları) Güvenilirliğine İnandığımız Kaynaklardan Ve Vikipedia dan yaptığımız derleme ile sizlere sunmaktayız.


Bir önceki makalemiz olan Allah’ın Sıfatları: Zatı Sıfatlar başlıklı makalemizde Allah’ın zati sıfatları, Yüce Allah’ın Zati Sıfatları ve zati sıfatlar hakkında bilgiler verilmektedir.

Nasıl Buldular: atatürkün yaptığı yeniliklertarım alanında yapılan yeniliklerekonomi alanında yapılan inkılaplarekonomik alanda yapılan inkılaplartarım alanında yapılan inkılaplarAtatürk İnkilaplarıatatürkün yenilikleriatatürkün inkılaplarıatatürkün ülkemiz için yaptıklarıatatürk ve ekonomi
Atatürkün Tarım, Ekonomi ve Sanayi Alanındaki Yenilikleri (İnkilapları) SerdarHan tarafından 17 Kasım 2011 tarihinde , Soru-Cevap kategorisine eklenmiştir.
Sponsor Bağlantı
    yeni 10
Benzer Konular
Atatürkün Tarım, Ekonomi ve Sanayi Alanındaki Yenilikleri (İnkilapları) isimli bu konuyu ;
Google'de Ara
BlogSearch'te Ara
Buzzzy'de Ara
Twitter'da Ara
Bing'te Ara
İletişim
1 response to “Atatürkün Tarım, Ekonomi ve Sanayi Alanındaki Yenilikleri (İnkilapları)”
  1. a diyor ki:

    iyi iş

Sende Yorum Yaz

YORUM YAZMAK İÇİN ÜYE GİRİŞİ YAPMALISINIZ.

Facebook Grubumuza Katılın!